Kim bu içedönükler? (introvert)

Ne zaman okuldan eve gelsem annem günümün nasıl geçtiğini sorardı, ben de iyi/kötü ve kendimce önemli gördüklerimi anlatırdım ve hemen odama gidip kitap okumak, oyun oynamak ya da bazen sadece durmak isterdim. Bu durum zamanla şekil değiştirse de genel olarak bu form üzerinden gelişti ve ben işe başladıktan sonra, iş çıkışında koşarak eve gidip kahve, kitap ikilisine kavuşma hayali kurarken o soru gelirdi; GÜNÜN NASIL GEÇTİ?

İletişimin yoğun olduğu, “normalin” üstünde uyarılma yaşanan günün ardından konuşmaya dahi güç bulamayanlar beni anlayacaktır, bu soru o kadar da basit değildir, özellikle konuşmaktan keyif alan ve bunu sizinle planlayan biri tarafından gelmişse… Çok uzun zaman annem ile tartışmalar yaşadık bu konu hakkında, “bütün gün dışarıdasın, bana gelince çok ketumsun”, “benimle birşeyini paylaşmıyorsun”, “hiç odandan çıkmıyorsun” gibi ve dahasını duymaya alıştığım zamanlarda, aslında bazen konuşmadan yan yana oturmanın dahi beni nasıl motive ettiğini ifade edemedim. Bir zaman sonra, yine odamda bilgisayarda gezindiğim bir akşam içedönük (introvert), dışadönük (extrovert) araştırmasına denk geldim. Sanırım o makalenin peşinden konuyu daha detaylı araştırmam sonucu, dayatılan ve ödüllendirilen dışadönüklüğün baskısı altında hissettiğim “gariplik” dağılmaya başladı. Neredeyse tüm sektörlerin dışadönük eğemenliğinde olması ve dinlediğimiz, izlediğimiz müzik ve televizyon programlarında ana karakterler olmak üzere dışadönüklüğün avantajına odaklanılması içedönüklerin fazlaca baskılanmış hissetmesine yol açabilmekte. Yanlış bilgiler nedeniyle içedönüklük, utangaçlık veya sosyal fobi ile oldukça karıştırılmaktadır fakat kişiye göre farklılık göstermekle birlikte içedönüklük “gönüllü sosyal izolasyon” ile ilişkilendirilebilir.

Çok sevilen arkadaşlarla görüştükten sonra belli bir süre (1 gün/ 1 hafta/ 1 ay..)  izole olmak ya da çok yakın arkadaşın aradığını görüp konuşacak motivasyonu bulamamak, içedönük bireylerde çoğunlukla ortak davranış olarak görülmektedir. Bu yaşananların sorun olmayıp, aslında beynimizin ödül sisteminin çalışmasına kadar uzanan bir kişilik yapısı olduğunu bilmek içedönük bireyler için oldukça rahatlatıcıdır.

Bu kavramlar aslında çok yeni değil fakat son zamanlarda, özellikle pandemi ile tekrar yüzeye çıktı. Carl Gustav Jung 1913 yılında Münih’te gerçekleşen Psikanaliz Kongresi’nde içedönük (introversion) ve dışadönük (extraversion) üzerine fikirlerini sunmuştur ve bu sunum Jung’un Freudyen psikanalizden ayrılışı olarak kabul edilmiştir. Jung kişilik farklılıklarını, bireyin enerjisinin kaynağının ve yönünün belirlediğini önermiştir ve extrovertleri libidonun dışarıya dönük olması, introvertleri de libidonun içeriye dönük olması ile tanımlamıştır. Jung’un libidosu Freud’un ki ile karıştırılmamalıdır. Jung, psişik enerji kaynağı olarak değil, bir dizi davranış için motivasyon kaynağı olarak kullanmaktadır.

Pandemi dönemini introvert bireyler extroverlere göre kesinlikle daha rahat, çok zorlanmadan geçiriyor fakat introvertlerin tüm zamanını yalnız geçirme durumu söz konusu değil ve bununla birlikte içedönükler sosyal aktivitelere katıldığı zaman fazla uyarılma gerçekleştiğinde geri çekilip izleme, dinleme pozisyonuna geçiyor fakat pandemi dönemi video konuşmaların sıklaşmasıyla geri çekilme ve sadece dinlemeye geçmenin mümkün olmaması, durumu zorlaştırmaktadır.

Bernrewter’a göre ise introvertler hayalperesttir ve kendi içlerinde yaşama eğilimindedirler.

Abernethy (1938) içedönüklüğü sosyal eğilimlerden ziyade düşünceler ile ilişkilendirmiştir ve dışadönüklüğü detaylı plan ve gözlem yapmaya eğilimi olmadan, sosyal aktivitelere rahatça ve güvenle giren kişiler olarak tanımlar.

İntrovert ve extrovertlerin sosyal durumlarda davranışları gözlemlendiğinde dışadönükler, sosyal etkileşim arama ve bunlara katılma eğilimindedirler; içedönükler ise sosyal ortamlarda geri çekilme, saklanma davranışı gösterebilirler. İçedönükler çoğunlukla bilip tanıdıkları kişilerle sosyalleşmeyi, yeni kişilerin olduğu ortamda genellikle geri çekilip izlemeyi tercih ederler.

İletişimlerinin incelendiği bir çalışmada ise dışadönüklerin daha sık ve daha yüksek sesle konuştukları, daha geniş hareketlerle, daha fazla fiziksel yer kaplama ve içedönüklerden daha fazla konuşma başlatma eğilimleri olduğu bulunmuştur (Min Lee ve Nass, 2003). Başka bir çalışmada ise, bilinmeyen kişilerle yapılan görüşmelerde, içedönüklerin dışadönüklere göre daha az göz teması kurduğu ve daha az konuştuğu bulunmuştur (Rutter, Morley ve Graham, 1972).

Khalil (2016) karar alma davranışlarını ele aldığı çalışmasında, dışadönüklerin önemli kararlar alırken başkalarının yönlendirmesine ihtiyaç duyarken, içedönükler dürtüsel kararlardan kaçınırken, kendi kararlarına güvenir.

Dışadönük bireyler tarafından dışadönüklere göre dizayn edilen çalışma ortamlarında özellikle son zamanlarda açık ofislerin artmasıyla içedönük bireylerin verimi düşmektedir. Yapılan araştırmada yoğun gürültünün olduğu ortamlarda içedönük bireylerin konsantrasyon problemi yaşadığı; dışadönüklerin aktif şekilde çalışmaya devam edebildikleri gözlemlenmiştir (Belojevic, Slepcevic ve Jakovljevic, 2001). Kendisi de içedönük birey olan Susan Cain, TED konuşmasında ofislerin ortak alanlarının yanı sıra içedönük bireylerin rahat çalışabilmesi için kapalı alanlar olması gerektiğini savunmuştur. Çalışma ortamında ortak alanlar fikir alışverişi için ve kısa sohbetler (chit-chat) için uygundur ancak içedönük bireyler kısa sohbetten kaçınırlar ve derin konuşmaları tercih ederler. Kişiye göre yine değişmekle birlikte içedönük bireyin kısa sohbet karşısında yaşadığı durumu şu şekilde özetleyebiliriz; yaptığı spor yoga olan birinin ringde Muhammed Ali ile karşılaşması sonucu sağlı sollu kroşelere maruz kalması.. İçedönük bireye genelde uygun olmayan bu davranış, yapılan araştırmalara göre beynimizin ödül sistemi ile alakalıdır.

Beyin görüntüleme ile yapılan başka bir çalışmada içedönüklerin duyguları yansıtan yüz ifadelerinden uyarılmalarının daha fazla olduğu görülmüştür, bu sebeple de içedönüklerin yoğun sosyal etkileşimden kaçındıkları düşünülmüştür (Suslow, Kugel, Reber, Dannlowski, Kersting, Arolt, Heindel, Ohrmann, ve Egloff, 2010).

İçedönükler ve dışadönüklerin sözel stilleri arasındaki farkını inceleyen bir çalışmada, dışadönüklüklerin soyut terimlerle konuşma eğiliminde olduğu, içedönüklerin somut gerçeklere odaklanma olasılığının daha yüksek olduğu görülmüştür (Baukeboom, Tanis ve Vermeulen, 2012).

Kendisi de içedönük olan örgütsel psikolog Adam Grant, içedönüklerin yalnızlığa karşı arzusunda dışadönüklerden farkının bağımsızlıktan kaynaklandığını söylemektedir ve yazısında bir introvert bireyin, extrovert gibi davrandığı zaman sosyal etkileşime, extrovertler kadar dayanamadıklarını ve “normalden” daha yorgun, bitkin ve düşünemez hale gelebilmekte olduğunu söylemektedir.

“Introvertler antisosyal değillerdir, yalnızca farklı şekilde sosyallerdir!”- Susan Cain

Zeynep Yağmur Karova

Kaynaklar

  • Abernethy, Ethel M. (1938), Dimensions of “Introversion-Extroversion”, Journal of Psychology 6, pp 217-223
  • Belojevic, G., Slepcevic, V. & Jakovljevic, B. (2001) Mental performance in noise:
    the role of introversion. Journal of Environmental Psychology, 21, 209–213.
  • Beukeboom, C.J., Tanis, M., & Vermeulen, I.E. (2012). The Language of Extraversion: Extraverted People Talk More Abstractly, Introverts Are More Concrete. Journal of Language and Social Psychology, 32, 191-201.
  • Geyer, P., (2012, October), Extraversion – Introversion: what C.G. Jung meant and how contemporaries responded, AusAPT Biennial Conference Melbourne, Australia
  • Khalil, R. (2016). Influence of extroversion and introversion on decision making ability. International journal of research in medical sciences, 4.
  • Lee, K. M., & Nass, C. (2003, April), Designing Social Presence of Social Actors in Human Computer Interaction, Ft. Lauderdale, Florida, USA
  • Rutter, D. R., Morley, I. E. & Graham, J. C. (1972). Visual interaction in a group of introverts and extraverts. European Journal of Social Psychology, 2, 371-384.
  • Suslow, T., Kugel, H., Reber, H., Dannlowski, U., Kersting, A., Arolt, V., Heindel, W., Ohrmann, P., & Egloff, B. (2010). Automatic brain response to facial emotion as a function of implicitly and explicitly measured extraversion. Neuroscience, 167, 111-123

Yorum bırakın